Kayıtlar

Yaşam etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Güzellik kariyerde etkili mi?

Resim
Yapılan araştırmalar uyumlu giyinen, kilolu olmayan, atletik yapılı ve güzel adayların iş başvurularında daha fazla başarılı olduklarını gösteriyor.  Kişi yetişkin hale gelip iş hayatına atıldığında güzelliğinin/yakışıklılığının avantajlarını yaşamaya devam ediyor... Bunu ortaya koyan araştırmalar dahi var. Mesela Harvardlı iki ekonomist, Markus Mobius ve Tanya Rosenblat, öğrencileri, işverenler ve adaylar olmak üzere ikiye ayırdıkları bir deney yapmışlar. İş tanımı problemlere çözüm bulmak olarak tanımlayıp, başvuran adaylara CV doldurtup, onlara çözmeleri için birer problem vermişler. Bazı işverenlerin adayların sadece özgeçmişlerini, diğerlerin CV ve fotoğraflarını, başka bir grubun ise CV'lerini görüp telefon mülakatı yapmalarını sağlamışlar. Son grup ise hem CV'yi incelemiş, hem de telefonla ve yüz yüze görüşme yapmış. Sonuçta, güzel adayların problem çözmede diğerlerinden daha başarılı olmadıkları görülmüş. Ancak iş başvurularının kabul edilmesinde bu sonuç değil, fotoğra...

Bu 10 Yanlış Bir Dişinizi Götürebilir

Resim
Ağız ve diş bakımının doğru yapılması, sağlıklı bir yaşamın önemli kuralları arasında yer alıyor. Çocukların diş sağlığından, diş fırçalamaya; beslenmeden, ağız kokusuna kadar birçok konuda doğru bilinen yanlışlar dişlerin kaybına neden olabiliyor.  Memorial Şişli Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı Bölümü'nden Dt. Aslı Tapan, diş hastalıkları ile ilgili yaygın ancak yanlış inanışlar hakkında bilgi verdi. 1-"Elektrikli diş fırçaları hem diş eti çekilmesini artırır hem de dişleri aşındırır" (YANLIŞ) Elektrikli diş fırçaları bilinenin aksine çok kapsamlı bir temizlik sağlamaktadır. Bu fırçalar ile yapılan etkin temizlik sayesinde zamandan da tasarruf sağlanmaktadır. Ağız ve diş sağlığı için dişleri fırçalamanın yanında ara yüz temizlik araçlarını da etkin kullanmak önemlidir. 2- "Sarımsak, karanfil, kolonya diş ağrısına iyi gelir" (YANLIŞ) Hastaların sarımsak, karanfil ya da kolonya yardımıyla diş ağrılarını dindirme çabası, psikolojik olarak rahatlama hissi verebilmekt...

Olumlu düşünmeyi öğrenin

Resim
Dr. Sinan Akkurt, yeni çıkan kitabında hastalıklara yakalanmadan önlem almak ve zinde bir yaşam sürmek isteyenler için özel bir bölüm ayırdı. "Olumlu düşünmenin eğitimle kazanılabilecek bir yetenek olduğunu" belirten Dr. Akkurt, hastalıkların altındaki üç önemli sebebin stres, elektromanyetik kirlilik ve gıda intoleransları olduğunu kaydetti. Stresle söz konusu olduğunda suçu sadece dış etkenlerde aramanın doğru olmayacağını kaydeden Dr. Sinan Akkurt, "Stresin hayatımıza hakim olmasını engellemenin ön koşulu öncelikle kendimizi ve dünyaya bakışımızı değiştirmek. Bunun için öncelikle olumlu düşünmeyi öğrenmeliyiz." diyor. Biorezonans isimli son kitabında stresle başa çıkmanın yollarına değinen Dr. Sinan Akkurt, stres azaltıcı pratik egzersizler, günlük olumlu düşünme seansları, nefes teknikleri, doğal kür ve doğal tıp yaklaşımları hakkında bilgiler verdi. Düşündüğümüz her şey hayatımızda belirir Sürecin olumlu düşünmeye karar vermekle başladığını kaydeden Dr. Akkurt,...

Türkiye’de babalar çocuklarına hasret kalıyor!

Resim
Toplam 46.069 kişi tarafından yanıtlanan Babalar Günü anketi, çalışan babalarla ilgili çarpıcı sonuçlar ortaya çıkardı.  Ankete göre, "baba mesleği"ni devam ettirme alışkanlığı tarihe karışıyor. "Babanız evden uzakta, farklı bir şehirde ya da ülkede çalıştı mı?" sorusuna verilen yanıtların %47'si ise babaların para kazanmak için evden uzakta çalıştığını gözler önüne seriyor. Babalar Günü'ne özel olarak Kariyer.net'te gerçekleştirilen ankete katılan toplam 46.069 çalışan ve 1301 firma yetkilisine çalışan babaları ve çocuklarını ilgilendiren sorular soruldu. Çocuğunuzun baba mesleğini yapmasını ister misiniz? Hayır, kendi istediği işi yapsın %77 Baba mesleğini mesleki eğitimini alarak yapsın %8 Babası maaşı yüksek bir iş yapıyorsa neden olmasın %8 Evet %7 Meslek seçiminde ebeveynlerin rolü çok büyük. Bazıları hiç saklamadan çocukları adına meslek seçerken; bazıları "Ben karışmam" diyor. Geçmişte ülkemizde yaygın bir durum olan "baba mesleğin...

Koşsak mı yürüsek mi?

Resim
Doğru yürüyüş ve koşmanın püf noktaları. Sağlıklı yaşam için ya orta şiddetli (yürüyüş) ya da yüksek şiddetli (koşu) aerobik aktivite yapılmasını öneren uzmanlar, ideal temponun 10 dakikada bin adım olduğunu söyledi. Doğru egzersizle ilgili önemli tüyolar: 30 dakika tempolu yürüdükten sonra 30 dakika mola vermeden koşun. Koşu bittikten sonra aniden durmayın. Vücudunuzun soğuması için hafif tempo ile yürümeye devam edin. Egzersiz 60 dakikayı geçmemeli. Elinizi kolunuzu sallayarak yürümek gezintiden ibaret olup, sağlığa bir faydası yok! Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi (SABİF) Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Doç. Dr. Defne Kaya, tempolu yürüyüş ve koşmanın sağlıklı bir kalbin yanı sıra yüksek kolestrol, diyabet ve felç gibi önemli hastalık risklerini en aza indirdiğini söyledi. Kaya, şunları söyledi: Sağlıklı bir yaşam, güzel ve uygun tempoyla atan sağlıklı bir kalp için aerobik seviyede aktivite yapılmalıdır. Aerobik aktivite sırasında kalbiniz normalden fazla...

Gençler müzikle kafayı buluyor

Resim
Kulaklıklarını takıyorlar, başlarına kapüşonlarını geçiriyorlar ve kendilerini "dijital uçuşa" geçtikleri bir dünyanın içine bırakıyorlar. Biri çılgına dönüp korkuyla zıplıyor, diğeri şiddetli bir şekilde titriyor, bir başkası endişe içinde kıvranıyor. Bunun adı, internette gençler arasında yeni moda olan i-dosing çılgınlığı. Gençler, gerçek hayattaki uyuşturucu maddelerden almışçasına beyinlerine etki eden sözde 'dijital uyuşturucular' alarak kafayı buluyorlar. Bu gençler, "alkol," "afyon," "marihuana," "peyote kaktüsü" ve "orgazm" gibi isimlerle dört "dozu" 20 dolara satılan müzikleri dinleyerek gerçek dünyanın dışına çıkıp, kafayı bulacaklarına inanıyorlar. ABD'deki gençler arasında popülarite kazanan i-dosing çılgınlığı tüm dünyada yayılıyor. Yaşadıkları anların videosunu çekip internete koyan gençler, aldıkları 'dijital uyuşturucu dozları'nın ancak ektazi alarak ya da esrar içerek ortaya çıkm...

Aşırı spor yaşlandırıyor!

Resim
Bir sporu sürekli yapmanın, vücudun erken yaşlanmasına neden olduğu ortaya çıktı Omurga problemi yaşamamak için uygun egzersiz programlarının yapılması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Ali Cımbız, "Hareketsiz yaşam vücut için ne kadar zararlıysa, zayıflama ve fitness programları adı altında yapılan sporlar da en az hareketsiz yaşam kadar zararlı olabilir" ifadelerini kullandı. Düzenli ancak vücuda zarar vermeyecek egzersizler yapılması gerektiğini vurgulayan Cımbız, şunları kaydetti: "İskelet yapısında ortalama 600 kas bulunuyor. Kasları ve eklemlerin etrafını saran fasia dediğimiz yapılar bulunmaktadır. Bu fasialar sayesinde vücudumuzdaki kaslar tek bir kasmış gibi hareket ederler. Bu nedenle yaptığımız en basit harekette bile yüzlerce kas çalışmaktadır. Kasların kuvvetini ve esnekliğini devam ettirebilmesi için günlük yaşamda devamlı hareket etmek zorundayız. Yeterli hareket yapılmadığı zaman kaslar zayıflar ve esnekliğini kaybederek sertleş...

İyi giden ilişkiyi bozmanın 7 yolu!

Resim
Yaşadığınız ilişkiyi sağlıklı sürdürebilmek ya da bitirmek sizin elinizde. Çoğu zaman belki de farkında bile olmadan yaptığınız bazı davranışlar, ilişkinizi zehirleyebilir. Uzman Klinik Psikolog ve Hipnoz Uzmanı Mehmet Başkak, ilişkinizi zehirleyen ve kaçınmanız gereken yedi davranışı anlattı. KURCALAMAYI BIRAKIN Partnerinizle ilgili birşeyleri onun haberi olmadan karıştırmaktan vazgeçin. Bir ilişkiye en çok zarar veren şey güvensizliktir. Kız arkadaşınızın e-mailini gizlice okumayın. Erkek arkadaşınızın cep telefonunu karıştırmayın. Sevgilinizin internetteki arama geçmişine bakmayın. Sevgilinizin Instagram'da hangi fotoğrafları beğendiğini araştırmaktan vazgeçin. Sevgiliniz Whatsapp'ta online mi Facebook'ta kime yorum yazmış, kim ona yorum yazmış takibinden vazgeçin. Ayrıca, bir kadının çantasının asla karıştırılmaması gerektiğini de aklınızdan çıkarmayın. Bir şey size ait değilse, uymanız gereken basit bir kural var: Ona dokunmayın. Güvensizlik güvensizliği doğurur. Şayet...

Ayakkabınızın adını biliyor musunuz?

Resim
Bucks, lace up, ankle, cut out… Bütün bu kelimeler size yabancı geliyorsa ayakkabı tutkunlarının buluşma noktası Mecrea'nın hazırladığı ayakkabı sözlüğüne göz atmalısınız. Yeni sezonun en trend ayakkabı modellerini takip ediyorsunuz peki ama adlarını biliyor musunuz? Oxford, bucks, ankle, slip on, cut out size yabancı terimler gibi mi geliyor? Bütün bunlar aslında farklı ayakkabı modellerine verilen isimler… Moda tutkunlarını Türkiye'nin en geniş ayakkabı koleksiyonuyla buluşturan Mecrea, giydiği modelin adını bilmek isteyenler için bir ayakkabı sözlüğü hazırladı. İşte sezonun en moda parçalarından oluşan ayakkabı sözlüğünüz… OXFORD: Kendinden bağlı bağcıkları (kapalı bağcık) ve kösele tabanıyla klasik kıyafetler için uygun bir modeldir. LOAFER: Yarı resmi bir ayakkabı modelidir. Oxford ayakkabının bağcıksız hali olarak da tanımlanır. BUCKS: Oxford modele benzeyen, nubuk malzemeden üretilmiş günlük kullanıma uygun bir ayakkabı modelidir. ANKLE BOT: Bilek kısmı normal ayakkabıda...

Cilt Problemlerinizle Kışın Savaşın, Yazı Rahat Yaşayın

Resim
Sivilce, leke gibi cilt hastalıkları yaz aylarında ortaya çıkar ya da alevleniyor. Cilt kırışıklıkları ve damarsal cilt sorunları yaz aylarında daha çok fark ediliyor. Ancak bu problemlerin hiçbiri yaz aylarında tedavi edilemez. Bu sorunların tedavisinin kış aylarında yapılması çok daha sağlıklı sonuçlar veriyor.  Liv HOSPITAL Dermatoloji Uzmanı Doç. Dr. Gonca Gökdemir daha sağlıklı, parlak ve pürüzsüz bir cilde sahip olmak için kış aylarında yapılması gereken tedavileri anlattı. Cilt lekelerine elveda! Cilt lekeleri farklı nedenlere bağlı oluşabilir. Gebelik dönemi, bazı ilaçların kullanımı, aşırı güneşe maruz kalma, solaryum, bazı hormonal hastalıklar ve genetik faktörlere bağlı cilt lekelenmeleri görülür. Leke tedavisinde önemli olan renk değişikliğine neden olan hücrelerin ciltteki derinliğidir. Cildin üst kısımlarında oluşan lekeler daha koyu renktedir, tedavileri daha kolaydır. Derin lekeler daha açık renktedir ve tedavileri daha zordur. Leke tedav...

İyi çiğnemek, sindirim hastalıklarından koruyor

Resim
Acele yenen yemekler ve yalnızca içecekle ıslatılıp çiğnenmeden yutulan yiyecekler; hazımsızlık, kabızlık, gaz sancıları, şişkinlik ve ileriki aşamalarda mide ve karaciğer hastalıklarına zemin hazırlıyor.  Besinlerin ağızda ne kadar iyi çiğnenirse sindirim sistemini o kadar az yoracağını kaydeden Dr. Sinan Akkurt, "İdeali her lokmanın 20 kere çiğnenmesidir. Bu hem sindirimi kolaylaştırır, hem tokluk hissini güçlendirerek daha az yemeyi sağlar, hem de kendimizi daha iyi hissetmemizi sağlayan endorfin salgısını artırır." dedi. İyi çiğnemenin son dönemde artan ülser, reflü gibi sindirim rahatsızlıklarını azaltma adına basit ama etkili bir yöntem olacağını belirten Dr. Sinan Akkurt, "Her lokmayı 20 kere çiğnemeyi birkaç gün deneyen herkes, kabızlık, şişkinlik, gaz gibi sindirim sorunlarının hemen azaldığını görecektir." dedi. Daha fazla çiğnemenin "mutluluk hormonu" olarak da bilinen endorfin hormonunu artırdığına dikkat çeken Dr. Akkurt, sağlıklı bir yaşam iç...

Türkiye'de 3 yetişkinden 2'si eksikliğini yaşıyor

Resim
D vitamini, insandaki 200'den fazla geni etkiliyor. Üstelik bu genler arasında kanser ve bağışıklıkla ilgili hastalıklarla bağlantılı olanlar da var. Yapılan araştırmalar D vitamini eksikliğinin kolon ve prostat kanserini tetikleyebileceğini ortaya koyuyor.  Türkiye'de her 3 yetişkinden 2'sinin D vitamini eksikliği yaşadığına dikkat çeken Medical Park Göztepe Hastane Kompleksi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bengi Başer, şu uyarılarda bulunuyor: "D vitamini eksikliği, özellikle ileri yaşlarda kalp hastalıklarından ölüm riskini artırıyor. D vitamini eksikliği yaşayan gençlerde ise metabolik sendrom görülme riski 4 kat fazla." Günümüzde birçok kişinin en büyük şikayetlerinin başında yorgunluk, stres, kas ve kemik ağrıları geliyor ama çoğu zaman bu sorunun nereden kaynaklandığı bulunamıyor. Medical Park Göztepe Hastane Kompleksi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bengi Başer, aslında bütün bu şikayetlerin nedeninin D vitamini eksikliği olabileceğine dikkat çekiyor. Daha önce...

Kadınları evliliğe ikna etmenin pratik kuralları

Resim
"Kadın olmasaydı dünyada hayatın neşesi kalmazdı" demiş Mevlana Celaleddin Rumi. Kadın, neşe verir, hayat verir, can verir.  Bir canı dünyaya getiren kadındır, annelik içgüdüsüyle çocuklarını koruyup kollayan, evine bakan, sadakatli ve sevecen bir varlıktır kadın. Sevmek ister ve sevilmek, sahiplenilmek ister. Ancak kadınların erkeklerden bekledikleri farklıdır. Bir kadını evlilik masasına getirene kadar, uzun bir süreç geçmesi lazım. Özellikle mutlu ve uzun soluklu bir evlilik isteyenler için kadın, aceleye gelemeyen bir canlıdır. Kimisinin katı kuralları vardır Kadınları evliliğe ikna etmenin genel geçer yolları ve kuralları yoktur. Çünkü her kadın farklı özelliklere, farklı duygu dünyasına sahiptir. Kadının sosyal statüsü, yaşı, yaşadığı yer, ilgi alanları, duygusal özellikleri eş seçimini etkilemektedir. Kadınların kimisinin duygusal hayatında, evleneceği kişiyi seçme konusunda mantığı önde gelir, kimisinin de duyguları. Kimisinin katı kuralları vardır. Kendisinden daha d...

Siz hem evlenin hem de güzelleşin

Resim
Herkesin hayali düğünde mükemmel görünmek. Gelin ve damat adayları, hayatlarının en özel ve güzel gününde kendilerini yenilemek ve düğündeki davetlileri büyülemek için kendilerini profesyonel ellere emanet ediyor.  Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Akın Yücel, düğüne 6 ay kala ve sonrasında hangi estetik müdahalelerle değişimin yaşanabileceğini anlatıyor. Kadınların prensesler gibi bembeyaz gelinlikleri, erkeklerin prensler gibi şık smokinleri evlilik aşamasında son derece mühim, ancak her çift bu özel günde diğer zamanlara nazaran kusursuz görünmek ister. Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Akın Yücel, evlilik hazırlıkları yapan gelin ve damat adaylarının daha estetik görünmeleri için cerrahi ve cerrahi dışı tüyolar hakkında bilgi veriyor… Büyük Güne Altı Ay Kala Özellikle cerrahi işlemler için en uygun zaman düğüne altı kala olan süre. Zira ameliyat izlerinin iyileşme sürecinin hesaba katılması gerekiyor. Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Akın Yücel, b...

Babalar ‘light‘ anneler taşfırın

Resim
Tüm dünyada genel olarak anneler daha yumuşak ve hoşgörülü, babalar ise otoriter olarak değerlendirilir. Peki, bu tablo dijital alanda da geçerli mi? Global antivirüs yazılım kuruluşu ESET'in son araştırmasına göre dünya tersine dönmüş durumda. Günümüzün babaları, teknoloji ve teknolojik cihazlar konusunda annelere göre çocuklarına daha hoşgörülü. İngiltere, Almanya, ABD ve Rusya'daki babaların davranışlarını karşılaştıran ESET araştırmasına göre dört ülkenin de babalarının en büyük endişesi sosyal medya ağları. Sosyal medya profilini en geç Alman çocukları oluşturuyor Alman çocuklar kendi profillerine sahip olabilmek için babalarının iznini 10,5 yaşına kadar beklemek zorunda. Amerikan ve İngiliz çocuklar ise 6 ay daha şanslı. Rus babaları ise zaman zaman 9 yaşından önce de bu işleme izin verebiliyor. Cep telefonuna ilk defa sahip olmak için en uygun yaş kaç? Alman, Amerikan ve İngiliz babalar 9,5 yaşı uygun bir baraj olarak lanse ediyor. Rus babalar ise daha az sınırlayıcı ola...

Ani hava değişimleri sağlığı olumsuz etkiliyor

Resim
Vücudumuzun ısısını koruyan en önemli doğal mekanizması sinir sistemimiz ve cildimizdeki kan damarlarının sıcakta genişleyerek, soğukta ise büzülerek vücut ısısını stabil tutmasıdır.  Anadolu Sağlık Merkezi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Esra Sönmez, ani sıcak – soğuk hava değişimine maruz kalındığında eğer uygun giysiler giyerek korunmazsak vücudumuzun ısı koruma mekanizmalarının yetersiz kalabileceğini ve üşütebileceğimizi belirtiyor. Ani hava değişiklikleri sonrasında üşütülürse bağışıklık sistemi sarsılarak enfeksiyonlara yatkın hale gelebilir. Anadolu Sağlık Merkezi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Esra Sönmez, sıcak bir havada terleyen bir kişinin ani çıkan soğuk bir rüzgâra veya klimaya maruz kalmasıyla aniden vücut ısısını kaybederek kas ağrıları yaşayabileceğini ve çocukların da dondurma yedikten sonra boğazlarının kolay enfekte olabileceğini örnek veriyor. Sağlıklı bireyler hava değişimlerinden pek etkilenmiyor Sağlıklı bir bünyenin hava değişiminden etkilenmesinin pek beklen...

İyi Bir Kariyer İçin Artık Yeterli Değil

Resim
İyi bir kariyer sahibi olmak ve istediğiniz işi bulmak için artık üniversite mezunu, yüksek lisans yapmak yeterli olmuyor. İş yaşamında artan rekabet yüzünden plastik cerrahi kişilerin imdadına koşuyor.  Kariyeri için estetik yaptıranların her geçen gün arttığını belirten Op. Dr. Defne Erkara "Genç ve dinamik bir yüz için öğlen tatilinde bile estetik uygulamalar yapıyoruz" diyor. Günümüzde estetik lüks olmaktan çıkarak önemli bir ihtiyaç haline geldi. İyi bir işe ve kariyere sahip olmak için estetik kaygılar ve istekler de gün yüzüne çıkıyor. Güzellik kavramı artıkça daha çok para kazanıldığı inancı git gide yaygınlaşıyor. Bu da kişilerin plastik cerrahların kapılarını sıkça çaldırıyor. CV'lerdeki fotoğraflar için burun estetiği yaptırılıyor İş ilanlarında en çok prezantabl sözcüğü dikkat çekiyor. Bu sözcük sadece eli yüzü düzgün olmak ve iyi giyinmekten daha fazlasını ifade ediyor. Görüşmelerde daha etkili olup, rakiplerden farklılaşmak ve şansını artırmak isteyenler e...

Psikolojik İlk Yardım göz ardı ediliyor!

Resim
Deprem ve sel gibi doğal afetlere maruz kalanlar ya da bir yakınını kaybeden kişilere nasıl yaklaşmalıyız? İlk yardım denildiğinde ilk aklımıza fiziksel müdahale gelirken, psikoloji çoğu zaman göz ardı ediliyor.  "Psikolojik İlk Yardım"da travmaya maruz kalan kişilere doğru yaklaşım büyük önem taşıyor. İlk yardımda iletişim kurulurken büyük bir hassasiyet gösterilmesinin önemine işaret eden uzmanlar, beklenmedik ani tepkilere saygı duyulmasını ve önyargılardan uzak durulmasını tavsiye ediyor. Dünya Ruh Sağlığı Günü'nün bu yılki teması Psikolojik İlk Yardım. Travmatik olayları yaşayan bireylere destekleyici müdahale anlamına gelen psikolojik ilk yardımda bulunan kişilerin travmaya uğrayan bireylere büyük bir hassasiyetle yaklaşmaları gerekiyor. Üsküdar Üniversitesi NPISTANBUL Hastanesi'nden Uzman Klinik Psikolog İhsan Öztekin, travmaya maruz kalmış kişi veya kişilerle iletişim kurulurken çok hassas olunması gerektiğinin altını çizerek, "Kişi içine kapanmış olabili...

En kötü günlerde muhteşem görünmenin ipuçları

Resim
Herkesin dönem dönem enejisini kaybettiği ve aynada kendini istediği şekilde göremediği günler olmuştur. Hiçbir değişiklik olmadığı halde o anki ruh haliyle kendimizi güzel hissetmez ve görmeyiz. Böyle günlerde aynaya bakmak bile moralimizi bozarken kalabalıklar arasına karışmak istemeyiz.  İşte böyle dönemlerde bile muhteşem görünebileceğimizi vurgulayan Herbalife Global Dış Beslenme Ürün Eğitmeni Jacquie Carter, "kendine güvenmek, gülümsemek, kendini başkaları ile kıyaslamamak, yeni bir görünüm denemek, dik durmak ve kendine iyi davranmak bize kendimizi güzel hissettirir" dedi. Herbalife Global Dış Beslenme Ürün Eğitmeni ve Dış Beslenme Ürün Pazarlama Direktörü Jacquie Carter en kötü günlerde bile muhteşem görünmek için doğru bakış açısına sahip olmanızı sağlayacak bazı ipuçlarını anlattı. Güven Olmazsa Olmaz Klişe olduğunu düşünebilirsiniz fakat her gün mükemmel hissetmenin yolu güvenden geçer. Nasıl görünürlerse görünsünler, bazı insanların ilgi odağı olmayı başarmalarını...

İş Verimini Arttıracak 7 İpucu

Resim
Yiyecekler doğrudan beyin algımızı ve iş performanısımızı etkilemektedir. Vücuda alınan besinler beyin için enerji üretmek ve gün boyu zinde kalmamız için glukoza dönüştürülmektedir.  Vücudumuzda glukoz oranı düştüğünde dikkat ve odaklanma kapasitemiz de otomatik olarak azalmaktadır. Bu durum da iş kalitesini ve verimlilğini olumsuz etkilemektedir. İş Verimini Arttıracak İpuçları Yiyecekler doğrudan beyin algımızı ve iş performanısımızı etkilemektedir. Vücuda alınan besinler beyin için enerji üretmek ve gün boyu zinde kalmamız için glukoza dönüştürülmektedir. Vücudumuzda glukoz oranı düştüğünde dikkat ve odaklanma kapasitemiz de otomatik olarak azalmaktadır. Bu durum da iş kalitesini ve verimlilğini olumsuz etkilemektedir. Vücudumuza aldığımız her besin aynı oranda ve hızda sindirilmemektedir. Örneğin; makarna , tahıllı krakerler, ekmek ve ürünleri glisemik indeks yükü fazla besinlerdir. Yani kan şekerini çabuk yükseltirler ve metabolizmaya etkisi hızlıdır. Yağ içeriği yüksek besin...